|
DEMOKRASİ NUTUKLARINI TÜM TÜRKİYE GENELİNDE HİLE VE HIRSIZLIK SAHTEKARLIK KAPLADI HER BÖLGEDEN ÇARPICI ŞİKAYET VE KAVGALAR GELMEKTE TÜRKİYE DOMOKRASİYLE DEMOKRASİSİNİ KAYBEDİYOR.
NE YAZIKKİ OY KULLANMAK ,HAYAL OLUYOR ... APAÇIK PADİŞAH İLAN EDİLE BAŞBAKANIMIZ VAR Vatanı satıp kaçan VAHDEtTİNİ ÖVENLER VAR VE BEŞKURUŞ ÇIKAR İÇİN TÜRKİYEYİ YIKMAYA MEİLLİ VATAN HAİNLERİ ÇOĞALIYOR.....
 | | | 1'inci Bölge İlçe Seçim Kurulu Başkanı Hakim Turan Ateş yaptığı konuşmayla herkesi şoke etti. |  | KOCAELİ'nin merkez ilçesi İzmit’te, seçimi kazanan AKP'li Nevzat Doğan bugün mazbatasanı alırken, 1'inci Bölge İlçe Seçim Kurulu Başkanı Hakim Turan Ateş yaptığı konuşmayla herkesi şoke etti.
Meslek yaşantısı boyunca hiçbir seçimde bu kadar sıkıntı yaşamadığını, seçimde kurum ve kuralların devre dışı bırakıldığını ileri süren Hakim Turan Ateş, oy torbalarının da kurallara uygun olarak taşınmadığını gözlemlediğini ifade etti.
29 Mart gecesi yapılan sayımda seçimi açık ara önde götürürken, ilerleyen saatlerde bir anda AKP adayı karşısında geriye düşen CHP Adayı Fikret Toker’in önce ilçe, ardından İl Seçim Kurulu’na yaptığı itirazların reddinin ardından bugün hem Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu hem de İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan mazbatasını aldı. Ancak mazbata töreninde İzmit 1'inci Bölge İlçe Seçim Kurulu Başkanı Hakim Turan Ateş, Nevzat Doğan'a mazbatasını vermeden önce yaptığı konuşma ile salonda bulunan herkesi şoke etti.
Hakim Turan Ateş konuşmasında, “Benim seçim kurlu başkanı olarak görevim, seçmenin iradesine etki yapmak veya seçmenin iradesini, bir partiye veya adaya yönlendirmek değildir. Bu görev ve yetki adaylara ve siyasi partilere aittir. Seçim kurulu başkanı olarak görevim, seçmenin iradesini sandıkta belirleyip, hamiline teslim etmektir. Çağdaş demokrasilerde sistem böyledir. İlk çağdan beri Akdeniz sahillerinde, Yunanistan ve Roma’da klasik ve katılımcı demokrasi uygulanagelmiştir” dedi.
‘DEMOKRASİDE EŞİT KOŞULDA YARIŞILMALI’
Hakim Turan Ateş sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüm toplumlar sıkıntılarını her zaman demokrasi ile aşmışlardır. Demokrasi, kişileri suyun akışı gibi serbestleştirir, kuşun ötüşü gibi de rahatlatır. Çünkü demokrasi aynı zamanda kendin gibi düşünmeyenlere tahammül ve gerektiğinde onlarla işbirliğidir. Biz demokrasiyi saksıdan çiçek olmaktan çıkarmalıyız. Demokrasiyi bir yaşam tarzı olarak görmeliyiz. Demokrasi açık bir rejimdir. Demokrasinin düğmeleri çoktur. İnsan hakları, eşitlik, özgürlük, kardeşlik ve insanca yaşama hakkı. Bu nedenlerle de bir gecelik gibi, insan bedeninden sıyrılıp atılamaz. Kurallar ve kurumlar rejimi olan demokrasi, özünü hukuk kurallarından alır. İnsan, ulaşılan bir amaçtır. Hukuk kuralları ise insanın insanca yaşamı içinde bir araçtır. Demokrasi sadece yasalarla sağlanan bir şey değildir. Bir anlayış, bir yaşam tarzıdır. Demokrasinin iskeleti, yeni taşıyıcı kolonları siyasi partiler ve seçim müessesesidir. Bu nedenlerle bu iki kurum yargının gözetim ve denetimindedir. Tüm siyasi partiler seçim müsessesi içinde eşit koşullarda yarışırlar. Koşulları ve yarışları bir spor müsabakasındaki takımlara benzetebiliriz.”
‘HİÇBİR SEÇİMDE BU KADAR SIKINTI YAŞAMADIM’
Hiçbir seçimde bu kadar sıkıntı yaşamadığını belirten Hakim Turan Ateş, “Şahsım otuz yılı geçkin meslek yaşamımın içinde. Onbeş civarında seçim yönettim. Hiçbir seçimde burada yönettiğim seçim ve sonuçları yönünden sıkıntı yaşamadım. Kültür, eğitim, ekonomik ve sosyal düzeyi yüksek bir bölgede bu sıkıntılar yaşanmamlı idi. Sandık başkanı olan görevlilerinin çekingen ve korkak olduklarını gördüm. Bazı partili kurul üyelerinin ve aday yakınlarının baskı kurduklarını hissettim. Sandık mahallerinde görevlendirilen kolluk kuvvetlerinin görev bilinci ve sorumluluğu içinde olmadıklarını ve ayrıca seçim torbalarının seçim kruluna ulaşatırılmasında gereken duyarlılığı da gösteremediklerini gördüm. Seçim sonuçlarını belirleyen seçim torbalarının sandık kurulu başkanı ve en az iki üyesi ile birlikte getirilerek seçim kuruluna teslimi gerekirken bu kuralın kolluk kuvvetlerince, araçlarda yer bulunmadığından bahisle engellendiği muhalefetçe ileri sürülerken, en fazla sıkıntı yaratan bir durum olmuştur. Seçim dürüsütlük kuralları içinde yapılır. Bu görevi de seçim kurulu ve kurul başkanının verdiği talimatları uygulayacak kamu görevlileri yapar. Bu görevin de eksiksiz yapıldığını da söyleyemem.” diye konuştu.
KURUM VE KURALLARI DEVRE DIŞI BIRAKILDIĞI İDDİASI
1'inci Bölge İlçe Seçim Kurulu Başkanı Hakim Turan Ateş sözlerine şöyle devam etti: Sayın başkan. Sizin bundan sonraki göreviniz size oy veren ve vermeyen herkesi Anayasa’nın eşitlik ilkesi doğrultusanda kucaklamak ve severek uzlaştırmaktır. Seçim Kurulu’nun kullandığı araçlar ve tüm malzemeler seçim yasası uyarınca idare tarafından hazır edilir. Seçim kurullarının bu konuda ödenekleri yoktur. Devletin kurumları seçim hakiminin isteği üzerine bunları yerine getirir. Yıllardır uygulama bu doğrultudadır. Görevlendirilen personel de aynı şekilde kamu, kurum ve kuruluşlarından seçilir. Demokrasi kurallar ve kurumlar rejimidir. Yönetim anayasal kurumlar ve konan kurallar denetler. Kurumları devre dışı bırakarak kuralların üzerine örtü örterek bir yerlere varamazsınız. Bir gün gelir devre dışı bıraktığınız kurumlar ve üzerine örtü kapattığınız kurallar sizin yakanıza yapışır ve hesabını sorar.” | Haber: Hürriyet |
|
15:27 - 8/4/2009 - {yok} -
Kimden: "YILMAZ KARAHAN"

*SADRAZAM*
Günlerden bir gün Hamama gideceği tuttu, Sadrazam hazretlerinin Bir yanında birinci veziri Bir yanında ikinci veziri Bir yanında üçüncü veziri. Sonra efendime söyleyeyim Peşkircibaşı, Nalıncıbaşı Sabuncubaşı Velhasıl tam dört yüz kişilik kafile Peştamal takıp girdiler hamama Geçtiler kurnaların başına Üçer beşer Sadrazam deseniz Kuruldu göbek taşına Yan gelip yattı * * * Memleketin en ünlü tellakları Sardılar dört yanını Kimi elini kaptı, kimi bacağını Bir keseleme sürtme faslı başladı. Tam on iki saat On iki ünlü tellak İncitmeden keselediler Hazretin mübarek vücudunu. Öylesine kir çıktı ki sormayın Her biri nah parmağım gibi Aman efendim bu ne kiri Demeye kalmadı Keselerin altında eriyip gitti Koskoca sadrazam Bütün maiyet erkânı yerinden fırladı: - Nettünuz devletliyü? Dediler tellaklara. Tellaklar cevap verdi: - Biz yıkadık, keseledik. Devletlinin kirden ibaret olduğunu bilemedik. Suç bizde değil. Neyleyelim Kir bitti Sadrazam elden gitti. !!!
*Ümit Yaşar Oğuzcan* (1926 -1984)
**
BU ÜLKEYİ KİRLETENLERİN PİSLİĞİ ANCAK "ATATÜRKÇÜ" DÜŞÜNCELERİ YAŞAMAK VE YAŞATMAKLA ÇIKAR!
BUNUN İÇİNDE BİLİNÇLİ OLMAK VE DEMOKRATİK HAKLARI KULLANMAK GEREKİR!
MART 2009 DA Kİ SEÇİM SICAK BİR HAMAM, SEÇMENLERDE TELLAK GİBİ OLMALI!
 SEÇİM SANDIĞINIZI BULMAK İÇİN TIKLAYINIZ
10:31 - 12/12/2008 - {yok} -

DÜNE KADAR HERŞEYİ HALLEDEBİLECEĞİNİ SÖYLEYEN ERDOĞAN SATACAK ALAN KALMAYINCA ,ZAMLARI KENDİNİN YAPMADIĞINI VURGULAMAYA BAŞLADI , TÜM SÖYLEMLERİNDE ,BİRİLERİNİN CEBİNE GİDİYOR BUNLAR ELLERİNDE ŞİŞECEK DERKEN MOZOT FİYATININ BENZİNLE EŞLEŞMESİNDEN SONRA BİZ YAPMIYORUZ DEMEYE BAŞLADI..HALKTA BUNA KARGALAR GÜLER DİYOR ...VE ARAŞTIRMA ŞİRKETLERİDE BUNU DOĞRULUYOR.... DENİZ BAYKALIN MUHALEFET ŞEKLİNİDE İNSANLARIMIZ AF ETMİYOR , OY ORANLARI DÜŞEN BU PARTİLERDEN KAYANLAR GP MHP VE KARARSIZLAR SINIFINDALAR....
ADALETLİ HAKÇA BİR YÖNETİMİN VAR OLMASI İÇİN 2 KERE DEĞİL 1000 KERE DÜŞÜNMEK GEREKLİ....
İsviçreli bankacılık kuruluşu Credit Suisse için A&G Araştırma Şirketi'nin yaptığı araştırmaya göre AKP son aylarda oy kaybediyor. Ocak ayında oy oranı yüzde 54.2'ye kadar çıkan AKP, mayıs ayında yüzde 39.7'ye geriledi.
İsviçre merkezli bankacılık kuruluşu Credit Suisse için A&G Araştırma Şirketi'nin yaptığı araştırmaya göre, 22 Temmuz seçimlerinde yüzde 47 oy olan AKP'nin oyları yüzde 40'ın altına düştü.
Radikal Gazetesi'nde yeralan araştırmaya göre, ocak ayında oyu yüzde 54.2 olan AKP nisan ayında yüzde 41.7'ye geriledi. Mayıs ayında 'bugün seçim olsa AKP'ye oy veririm' diyenlerin oranı kararsızlar dağıtıldığında yüzde 39.7'de kaldı. Yine kararsızlar dağıtıldığında 22 Temmuz genel seçimlerinde yüzde 20.88 oy alan CHP'nin oy oranı 19.4 oldu. MHP ise 17.1 ile oylarını artırdı. MHP?son seçimde yüzde 14.27 oy almıştı. Kararsızların oranında büyük artış var: Yüzde 29.3.
20:12 - 3/6/2008 - {yok} -
| Baykal'a gazete ilanı ile istifa çağrısı! |
 |
|
 |
 |
Bildirinin altına imzalarını atan isimler şöyle... Muammer Özer Osman Gümüş İbrahim Yıldırım Ömür Sinan Muharrem Akyol Sevdiye Karacaoğlan Necdet Kuzu Halil Gül İsmet Şimşek Tamer Dikar Ahmet Dağlaraştı Mustafa Akça Cumali Aydoğmuş Aydoğan Kerse Hayati Demircioğlu Adnan çakmak Uğur Petek Bilgin Yücel Bünyamin Türkkolu Mesut Kurt Filiz Önay Meral Fidan Mahmet varan İbrahim Karaca Kadir Çekirge Cuma Candemir İlyhan Kayançiçek Selim Bayraktar Nihal Yıldırım Savaş Testici Abdullah Ayyıldız Mehmet Onat Sercan Kapısız Muhammet Özdoruk Celal Aslan Ümit Değirmenci Gülseren Saraç Perzat Erel Nurten Durmaz Fatma Koyuncu Meyem Yanık Ayşegül Tepe ORDUBEYİ |
HABERCEM TARAFSIZLIĞIN HABER SAYFASI İNTERNETDE BİZİMLE BULUŞTU FARKLILIĞI HİSEDECEKSİNİZ....

|
|
|
BAK ATATÜRKÜN BIRAKTIĞI GENÇLERE PIRIL PIRIL VE UMUT DOLU ,,,ŞİMDİ İSE OKULLAR TÜRBAN DOLU...KAYBEDEN KAYBEDENE CUMHURİYET YOLUNU ,SEN BIRAKMAZ İSEN KOLTUĞUNU TARİH KARA HARFLERLE YAZACAK CHP YE YAPTIĞIN YOZLUĞU....
ORDUBEYİ |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
| |
| | |
|
| CHP Kongresine sayılı günler kala bir grup muhalif gazeteye ilan vererek CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın görevi bırakmasını istedi. |
 |
İşçi olduklarını belirten ve ilanda Baykal'a seslenen muhalifler eleştirilerini maddeler halinde sıralayarak bildirinin altına imzalarını attı.
İşte Baykal'a yöneltilen eleştiriler ve istifa çağrısı..
Bizler Adana'da Bursa'da, Aydın'da, Edirne'de, Çerkezköy'de, Gaziantap'te, İstanbul'da çalışan işçiler olarak diyoruz ki;
* BIRAK
* YENİLEN ORDUNUN KOMUTANI BIRAKIR - SEN DE BIRAK * ZARAR EDEN ŞİRKET GENEL MÜDÜRÜ BIRAKIR - SEN DE BIRAK * SEÇİM KAZANAMAYAN LİDER BIRAKIR - SEN DE BIRAK
* BIRAK
* ÇÜNKÜ SENİNLE OLMUYOR - BIRAK * USLAN ARTIK AĞABEYLİK YAP - BIRAK * KADRONA BAK DIŞARIDA KALANLARA BAK - BIRAK * DÜNKÜLER KARŞINDA İKTİDAR OLDU ÖYLEYSE BIRAK * ONLAR ÇAĞDIŞI, SEN ÇAĞDAŞ ONLAR ÖNDE, SEN ARKADA - ÖYLEYSE BIRAK * YETENEĞİN BİLGİN GİYİM KUŞAMIN GÜZEL İYİ DE KONUŞABİLİYORSUN AMA HİÇBİR İŞE YARAMIYOR - ÖYLEYSE BIRAK
* SOLU KÜÇÜLTTÜN MAZERET DE, BÖLÜNMÜŞLÜK DE AMA YÜZDE 20'Yİ GEÇEMİYORSUN - ÖYLEYSE BIRAK
* ÜLKENİN YARISINDA MİLLETVEKİLİMİZ YOK BELEDİYELERDE YOKUZ
* SEN KALDIKÇA SOL KAYBEDECEK SOSYAL DEMOKRASİ KAYBEDECEK SEN KALDIKÇA TÜRKİYE KAYBEDECEK DEMOKRASİ KAYBEDECEK
* ÇOCUKLARIMIZ TORUNLARIMIZ ATATÜRK'ÜMÜZÜN HEDEFLERİ CUMHURİYET KAYBEDECEK ÖYLEYSE BIRAK!
* ONLAR KAZANACAK KARŞI DEVRİMCİLER, HALKIN İNANCINI SİYASET'E TİCARETE ÇEVİRENLER, BİR KARIŞ YEŞİL BIRAKMAYIP İMARA AÇANLAR SU PARASI ÖDEMEDİ DİYE 80 YAŞINDAKİ FATMA KADINI EVİNE HAPSEDENLER, HALKIN ONURU İLE OYNAYIP FİLE DAĞITANLAR KARILARININ BAŞLARINDAKİNİ ANLARIMIZIN BAŞÖRTÜSÜ, YAZMASI DİYE YUTURANLAR KAZANACAK - ÖYLEYSE BIRAK!
* EKONOMİ BATIYOR * SANAYİ YOK OLUYOR, FABRİKALAR KAPANIYOR * KÜÇÜK ESNAF KAN AĞLIYOR * BORSANIN YÜZDE 70'İ * BANKALARIN YÜZDE 45'İ YABANCILARIN OLMUŞ SEN VE KADRON SEYREDİYOR - ÖYLEYSE BIRAK
* İŞADAMI, İŞÇİ, MEMUR, KÖYLÜ, ÖĞRENCİ, EV KADINI HERKES ŞİKAYETÇİ * İŞÇİLER COPLANIYOR, TEKEL ÇALIŞANLARI VE KADINLAR DÖVÜLÜYOR ELİNDEN BİRŞEY GELMİYOR - ÖYLEYSE BIRAK
* SAĞLIK-SOSYAL GÜVENLİK HAKLARI YOK EDİLİYOR * EMEKLİLİK ARTIK HAYAL * İNSANLAR SENDİKASIZ, SİGORTASIZ 12 SAAT ÇALIŞTIRILIYOR * İLKEL KAPİTALİZM GERİ DÖNÜYOR, MİLYONLARCA GENÇ İŞSİZ * TOPLUMSAL ÇÖKÜŞ YAŞANIYOR * BİR PLANIN BİLE YOK, ÇIKIŞ YOLU GÖSTEREMİYORSUN - ÖYLEYSE BIRAK
HİÇBİR DEDİĞİN OLMUYOR, HİÇBİR DEDİĞİN ÇIKMIYOR, HEP KAYBEDİYORSUN YALNIZCA 1200 DELEGEYİ KURULTAYLARDA KAZANIYORSUN AMA NASIL? KAVGALI KONGRELERLE, ÖZEL VAADLERLE, DELEGE TAYİNLERİYLE PARTİDE DE BÖYLE KAZANIYRSUN - ÖYLEYSE BIRAK
ÖRGÜTÜ SERBEST BIRAK BAKALIM KALABİLİYOR MUSUN? PARTİYİ DAHA FAZLA BAŞİKALAŞTIRMADAN BIRAK.
* KENDİN BIRAK * ONURUNLA BIRAK * ALLAH AŞKINA BIRAK
| |
15:04 - 25/4/2008 - {yok} -
FOTOĞRAF kısa anlatım http://www.nethaber.com/Haber/61483/Deniz-Baykal-Kamer-Gence-yonelik
.....ÜLKEYİ UÇURUMUN DİBİNE SÜRÜKLEYEN AKP DEMOKRASİ ANLAYIŞINI ORTAYA KOYDU .....
Kamer Genç'e tekme-tokat 'girdiler'
Siyasetteki gerilim, Meclis’te linç sahnesine dönüştü. AKP’liler, “Benim muhatabım Tayyip” diyen Kamer Genç’e sinirlenerek üzerine yürüdü. Hırpalanan Genç’i CHP’liler kurtardı. İkinci saldırıda Genç tokatlandı
Meclis Genel Kurulu, Sosyal Güvenlik Reformu’nun geçmesinin hemen ardından linci aratmayan görüntülere sahne oldu. Katar ile imzalanan uluslararası anlaşmanın görüşmeleri sırasında Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç’in kendisine laf atan AKP Afyon Milletvekili Halil Aydoğan’a “Sen benim muhatabım değilsin. Ben Tayyip’i istiyorum. Tayyip gelsin” deyince ortalık karıştı.
Bu sözlere sinirlenen, AKP Burdur Milletvekili Bayram Özçelik ve AKP Tokat Milletvekili Zeyid Aslan, oturduğu sıraya giderek Kamer Genç’in üzerine yürüdü.
‘BAŞBAKAN’A HESAP SORMAK SANA MI DÜŞTÜ’
Aslan’ın savurduğu tekmeyi, araya giren CHP’li Eşref Karaibrahim önlemeye çalıştı. AKP’lilerin sayısı artınca, CHP’li milletvekilleri Genç’i ablukaya alarak kulise çıkartmak istedi. Bu sırada AKP Ordu Milletvekili Enver Yılmaz, “Şerefsiz... Başbakan’a hesap sormak sana mı düştü?” diyerek, Genç’e saldırmak istedi.
CHP’lilerin çemberi altında kulise çıkartılan Genç’in peşinden gelen AKP’liler, yeniden tekme ve tokatla saldırıya geçti. AKP Trabzon Milletvekili Mustafa Cumur’un Genç’e tokat attığı ifade edildi.
CHP VE MHP’LİLER OLAYI PROTESTO ETTİ
Yaşanan bu tablo karşısında Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu, oturuma ara verdi. Yaklaşık 30 dakika süren aranın ardından CHP ve MHP’li milletvekilleri saldırı olayını protesto etmek için Meclis Genel Kurul Salonu’nu terk etti.
‘HEPSİ BİRDEN BANA SALDIRDI’
Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç, Meclis’in ortasında uğradığı şiddet olayını şu sözlerle değerlendirdi:
“AKP’liler beni linç edeceklerdi. Hepsi birden saldırdı. İçlerinde grup başkan vekilleri de vardı. Ben tek başımaydım. O Afyon milletvekili (Halil Aydoğan) ben ne zaman kürsüye çıksam bana laf atıyor.”
Meclis başkanı, 'hem Kamer Genç'i hem de ona saldıran AKP'lileri' KINADI... Başbakan, sadece Kamer Genç'ı KINADI

Erdoğan, Kamer Genç için "onun her hareketi şiddettir" dedi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mudurnu'da belediye ziyareti sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başbakan, TBMM'de Kamer Genç ile AK Partili milletvekileri arasında yaşanan tartışmayı değerlendirdi.
TBMM'de Kamer Genç ile AK Partili milletvekileri arasında yaşanan tartışmayı değerlendiren Başbakan Erdoğan, "Benim milletvekillerim şiddet uygulamaz, şiddet uygulayan bizzat o zatın kendisidir. Çünkü onun her hareketi şiddedtir" dedi.
Deniz Baykal, Kamer Genç'e yönelik saldırıyı UTANÇ VERİCİ olarak niteledi
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, TBMM'de Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç'e yönelik olayı eleştirerek, ''Şiddet uygulayanlar inkar edilmiştir, söz söyleyerek demokratik hakkını kullananlar şiddet kullanma ithamının hedefi yapılmıştır'' dedi.
19:01 - 19/4/2008 - {yok} -
|
|
 |
Deniz Bey, o fotoğrafı çıkarıp bakmanın zamanı geldi! |
Seçimler öncesi CHP’ye zarar vermemek için bildiğim birçok konuyu içime gömerek sustum, bundan sonra da bu parti ve liderine ilişkin hiçbir şey yazmayacağım.
Çünkü bir faydası olacağına inanmıyorum.
Ama bu konudaki son yazımda size bir tanıklığımı aktarmak zorundayım.
Bunu bir borç olarak görüyorum:
***
Deniz Bey lütfen hatırlayın:
19 Aralık 2002 tarihinde karlı bir Ankara gününün akşamında Mehmet Sevigen’in evindeydik.
Ben Cumhurbaşkanı ile görüşmeden geliyordum.
Abdullah Gül Başbakandı, Tayyip Erdoğan’ın ise Meclis’e girme umudu kalmamıştı.
Cumhurbaşkanı Sezer bir gün önce, Tayyip Erdoğan’ın “milletvekili olmadan başbakan olma” önerisini reddetmişti.
Türkiye’nin kaderi o akşam o evde değişti, çünkü siz “Tayyip Erdoğan başbakan olacak!” diye tutturdunuz.
Sizi “Çok tehlikeli bir oyun bu!” diye uyaran parti dışından önemli şahsiyetlere kızdınız, “Hayır!” dediniz “İki ay dayanamaz. Göreceksiniz iki ay dayanamaz.”
Sizin bu iddianıza karşılık ben ne dedim: “Erdoğan herhangi bir kişi değil, bütün tarikatların birleşerek Erbakan’ın yerine seçtiği siyasetçi; arkasında Amerika, Avrupa desteği de var. Program Türkiye’yi ılımlı İslam cumhuriyeti yapma programı. Sizin dediğiniz gibi iki ayda gitmeyecek; tam tersine, bu odada bulunan herkesin siyasi hayatını bitirecek.”
İki ay dayanamaz iddianızı, “görüşleri gereği IMF ile anlaşma yapmaz, ekonomiyi zora sokar ve dayanamazlar.” tezine oturttunuz.
Ama bunların hepsi bahaneydi çünkü siz iki partili rejimin işinize yaradığını anlamış ve seçim sonuçlarına sevinmiştiniz. Çünkü size ana muhalefet partisi lideri olmak ve soldaki rakiplerinizi yok etmek yetiyordu. Bu iş birliğini daha sonra da sürdürdünüz.
O zaman ben sizin Tayyip Erdoğan’la seçim öncesinde Beylerbeyi’nde gizlice buluştuğunuzu ve bir anlaşma yaptığınızı bilmiyordum.
Bu gecenin tanıkları var: Önder Sav, Eşref Erdem, Mehmet Sevigen, Bülent Tanla, Yaşar Nuri Öztürk.
Belki bazıları sizden korkar ve tanıklık etmez ama bir kısmı da bu sözlerin doğru olduğunu açıklar. Yani tanıklar var. Ötekiler de söylemese bile içten içe bunun doğru olduğunu bilir. Siz de bilirsiniz.
Tartışmanın sonunda dediniz ki: “Bu gece birbirimizin fotoğrafını çektik. İki ay sonra çıkarıp bakalım. Ama rotuş yapmadan. Hangimiz haklı çıkmışız?”
Şimdi, 2007 seçimlerinin ardından o fotoğrafı cebinizden çıkarıp bakın Deniz Bey.
Ve düşünün; Meclis grubunda “Erdoğan’ı başbakan yapıyor diyorlar. Evet yapıyorum. Var mı itirazı olan!” diye bas bas bağırmanıza değdi mi?
Erdoğan’la Beylerbeyi’nde gizlice buluşmaya ve size oy veren milyonları hiçe sayarak gizli anlaşmalar yapmanıza değdi mi? (Deniz Bey, biliyorsunuz ki bu gizli buluşmanın da tanığı var.)
Başbakan olmak, elbette Erdoğan’ın demokratik hakkıdır. Ama bunun için olağanüstü çaba harcamak CHP’nin birinci görevi değildir. Üstelik dokunulmazlık kaldırılmadan.
Bir milletvekilinin mazbatasını iptal ettirip, Anayasa’yı değiştirip, grubu baskı altına alıp, Siirt seçimlerini es geçip Erdoğan’ı meclise sokmak ve dokunulmazlık zırhına kavuşturmak için verdiğiniz canhıraş çabanın yüzde birini partiniz için verseydiniz sonuç bambaşka olurdu.
Size o gün söylediğim gibi, Türkiye’nin kaderini değiştirdiniz.
Deniz Bey; sözlerimde en ufak bir çarpıtma varsa çıkıp söyleyin. “Öyle değildi. Böyle konuşmadık.” deyin.
Genel Sekreterinizin ve en yakınlarınızın tanık olduğu bu konuşmayı inkâr edin.
Ya da başınızı önünüze eğin ve tarihin hakkınızda vereceği yargıyı düşünün.
Deniz Bey; çok ağır şeyler yazdığımın farkındayım. O akşamki tartışmaya kadar bir dostluğumuz vardı, bunları yazmak istemezdim.
Ama hem duruma doğru teşhis koyamamanız, hem de aşırı derecede inatçı olma huyunuz yüzünden hepimizi tehlikeye attınız.
Tayyip Erdoğan’ın yüzde 34 oyla meclisin üçte ikisini ele geçirmesinin manivelası oldunuz.
Daha önce Refah Partisi’nin belediyeleri ele geçirmesi de sizin oyları bölmeniz sayesinde gerçekleşmişti..
Tayyip Erdoğan’ların ve yine çok yakın dostunuz olan Melih Gökçek’lerin en büyük şansı sizdiniz.
CHP’nin ise en büyük şanssızlığı oldunuz.
Bu ülkenin sola şiddetle ihtiyaç duyduğu bir dönemde, bütün uyarılarımıza rağmen partiyi sağa çekmekte, Kürtlerden, Alevilerden, solculardan ayırmakta ısrarlı oldunuz.
Erdal İnönü, Hikmet Çetin, Murat Karayalçın, Fikri Sağlar, Ercan Karakaş, Mehmet Moğultay, Seyfi Oktay, Celal Doğan ve daha birçok sosyal demokratla el ele tutuşup halkın karşısına çıkmanız gerekirken; eski MHP’lileri, eski ANAP’lıları, idamla yargılanmış sağcı militanları parti vitrinine çıkarmakta ısrar ettiniz.
Size defalarca “Bir şeyin aslı varken kopyasına kimse bakmaz!” dememize rağmen, sol politikaları değil, MHP çizgisini tercih ettiniz.
Sağcıları ve sekreterinizi Meclis’e sokarken, İsmet Paşa’nın Avrupa Konseyi’nde komisyon başkanı olma başarısını gösteren torunu Gülsün Bilgehan’ı Meclis dışında bıraktınız.
İnanın ki bunları yazarken samimi olarak üzülüyorum. Keşke haklı çıkmasaydım, keşke sizin tahminleriniz doğrulansaydı diyorum ama durum ortada.
Yazık oldu Deniz Bey, hem size, hem partinize, hem de size inanan temiz yürekli sosyal demokratlara.
Artık bundan sonra istifa etseniz de bir etmeseniz de.
Bad-el harab-ül Basra!
|
|
|
21:40 - 24/7/2007 - {yok} -
FOTOĞRAF kısa anlatım
Rıza Zelyut Sandığa gidin
Sevgili okurlarım!.. Her şey yalan bugün doğru... Bugünü çok iyi değerlendirin. Bakın: Hırsızlar koşa koşa sandığa gidiyor. Terörist tayfası bütün gücüyle sandığa yükleniyor. Ali Dibolar, sandığı ablukaya almışlar. İstiyorlar ki bu yolsuzluk düzeni devam etsin... Sömürgen-vurguncu sermaye sahipleri de sandığı asla bırakmıyor. Dünyanın en tatlı faiziyle kolaydan para kazanıyorlar ya... Hazinemizi istedikleri gibi tırtıklıyorlar ya... Bu yüzden borsayı hep zıplatıyorlar ya... Ekonomi iyi deyip sizi kandıracaklar ya... Kendi çocukları emeklemeye başlamadan dolar milyoneri oluyor ya... Bütün yamuklar sandığa gidiyor. Ya siz neredesiniz? Yoksa, 'Benim bir oyumdan ne çıkar ki...' mi diyorsunuz? Sizin o bir oyunuz var ya... Çok önemlidir; unutmayın... Unutmayın: Bir oy dünyaya bedeldir. Bir oy, iktidarı tayin eder. Siz gitmezseniz de öbürleri gidiyor. Gidip, yamuklar iktidarı belirliyor. Sizin de şikayet etmeye hakkınız kalmıyor. Haydin, sandığa gidelim. Sandığı haramilerden kurtaralım...
OYUNUZ KURŞUN OLMASIN Hem yazıyorum hem de gazetelere bakıyorum 2 askerimiz daha şehit olmuş. O anaları düşünüyorum: Aslan gibi çocuklarının başında yakalarını yırtıyorlar. Feryatları yeri göğü dolduruyor. Ama kim duyar onları... Tayyip Erdoğan'ın fotoğrafları dev gibi panolarda. Her yeri işgal etmiş... 'Yola devam!' diyor... Yeni çocuklarımızın ölmesi için... Yola devam. Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın sözlerini yeniden duyuyorum: Terörü önlemek için Kuzey Irak'a girmeliyiz. Girersek başarılı oluruz. Ama dev panolardan millete bakıp 'Yola devam!' diyen kişi, karşı çıkıyor. 'Ben girmem, oradakilere dokunmam!' diyor anlayacağınız. Ama oradakiler bizim çocuklarımıza dokunuyorlar. Her gün birini, ikisini havaya uçuruyorlar. Bu yüzden: Oyum, benim evladımdır. Onun canını cellada teslim etmem. Oyum kurşuna dönmesin. Gelip beni vurmasın.
ZAM GELECEK AKP yeniden iktidar olursa, vatandaş yandı yanacak. Bunlar IMF'ye imza verdiler. Ali Babacan attı imzayı. Bunu da eski bakanlardan Cafer Tayyar Sadıklar açıkladı: Seçimlerden sonra zam yağacak... Doğal gaz, elektrik, su, akaryakıt, ulaşım. Aklınıza ne gelirse zamlanacak... Bundan kurtulmak için bu iktidardan kurtulacaksınız... Bir kutu yiyecek, beş torba kömürle sizi kandırmaya çalışana, cevap verme günü bugündür: Oyunuzun, namisiniz olduğunu gösterin...
KADINI ORTAÇAĞA GÖTÜRENLER Bir de kadınlarımızın özel sorunu var. Bu zihniyet kadını zevk aleti gibi hayal eder, bu yüzden de eve hapseder. Bunlardır kadını eksik etek gören. Ey kadınlar... Ey analarımız... Ey bizleri doğurup büyütenler... Bu aşağılanmaya razı mısınız? Hazreti Hatice gibi, Hazreti Fatıma gibi, Selçuklu İmparatorluğu'nu yöneten Türkan Sultan gibi kadının muhteşem duruşunu onlara göstermeyecek misiniz? Kadınların, kadınlık haklarına sahip çıkma fırsatı gelmiştir. Sizi böyle ikinci sınıf varlık haline getirenler, seçmen listesinde karşınıza geliyor. Mührü asla bunlara vurmayın.
KURBAĞA MISINIZ? Kurbağayı kaynatmanın yolunu biliyor bunlar. Su dolu kazanın içine bırakıp altını ağır ağır ısıtıyorlar. Kurbağa sıcağa alışıyor. Gevşiyor. Piştiğini, yanacağını anladığı zaman... Artık zıplayamıyor... Ve telef olup gidiyor. Seçmeni o hale getirmeye çalıştılar. Durmadan seçim anketi yayımladılar ve AKP'yi rakipsiz gösterdiler. Gazeteler, televizyonlar iktidar ateşiyle halkımızı iyice yumuşattılar. Çevremizde tuzaklar kuruldu; bekliyorlar: Oylar AKP'ye giderse millet telef olur. Fakat halkımız bugün zıplayıp bunlardan kurtulacaktır.
OYLARI BÖLMEYİN Sandığa giderseniz... Oyunuzu dürüstlere verirseniz... Türkiye, Türkiye'nin altını oyanlardan kurtacaktır. Bunun için oyları bölmeyin... AKP'nin karşısında 3 büyük parti var: Biri CHP, biri MHP...GP... Hesabı soracak olan, bunlardır. Kendinizi hangisine yakın buluyorsanız oyunuzu ona verin. Verin ki Türkiye; devletiyle kavga edenlerden kurtulsun... Rahat nefes alsın. Üzülenler; teröristler olsun; vurguncular olsun, Amerika olsun; faizle para kazanan emperyalist şirketler olsun... Bizler de bayram yapalım.
16:59 - 21/7/2007 - {yok} -
Sayıyla kendine gelmek
NTV'deki "Neden" programında "Aleviler ve Siyaset"i tartıştık. Açılışta Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Turan Eser'e sordum: "Neden her seçim öncesi 'Sünniler ve Siyaset' değil de 'Aleviler ve Siyaset' tartışılır?" Eser, rakamlarla yanıtladı bu soruyu...Verdiği rakamlar, tartışmaya yer bırakmayacak kadar net bir tablo sergiliyordu. Bu rakamları yorumsuz olarak sizlerle paylaşmak istiyorum: * * * Türkiye'de kaç okul var? 67 bin... Kaç hastane var? 1220... Kaç sağlık ocağı var: 6 bin 300... Peki kaç cami var? 85 bin... Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor. Peki kaç kilise var? 270... Kaç cemevi var? 100. * * * Türkiye'de kaç doktor var? 77 bin... Peki kaç din görevlisi var? 90 bin... Türkiye'de her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor. Eğitim-Sen'e göre Türkiye'nin 200 bin öğretmen açığı var. * * * Türkiye'de kaç kütüphane var? 1435... Almanya'da kaç kütüphane var? 11 bin... Türkiye'nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var? 13... Kaç kentte kuran kursu var? 81... Bu kursların toplam sayısı kaç? 3852... * * * Türkiye'de 1 opera derneği var; 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var. Peki kaç tane "cami yaptırma derneği" var? 35 bin... * * * İçişleri Bakanlığı'nın bütçesi ne kadar? 783 trilyon... Ulaştırma Bakanlığı'nın? 678 trilyon... Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın? 677 trilyon... Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın? 632 trilyon... Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın? 280 trilyon... Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın? 249 trilyon... Çevre ve Orman Bakanlığı'nın? 404 trilyon... Sadece Sünnileri temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bütçesi ne kadar? 1.3 katrilyon... 8 bakanlığın bütçesi kadar... 22 üniversitenin toplam bütçesine denk... * * * Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yıldan yıla büyümesine bakalım: 1997'de 66 trilyon. 1998'de 119... 1999'da 180... 2000'de 270... 2001'de 302... 2002'de 553... 2003'te 771... 2004'te 1 katrilyon... 2005'te 1 katrilyon... 2006'da 1,3 katrilyon... 2007'de 2.7 katrilyon... * * * Bir ülke, Diyanet'e, bütün üniversitelerine ayırdığı bütçe kadar pay ayırıyor ve bunu son bir yılda ikiye katlıyorsa, doktordan, öğretmenden fazla imam yetiştiriyorsa, hastane değil cami yaptırıyor, kütüphaneden çok Kuran kursu açıyorsa, o ülkenin durup bir daha düşünmesi gerekmez mi?
can.dundar@e-kolay.net
23:51 - 22/6/2007 - {2} -
Aleviler ve MHP
HAMBURG Hamburg'daydık hafta sonu... Eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar, Avrupa Parlamentosu milletvekili Vural Öger, Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Turan Eser ve ben, Hamburg Alevi Kültür Derneği'nin konuğuyduk. İlgili, kalabalık bir kitle önünde 3.5 saat siyaset tartıştık. "Diaspora Alevileri"nin Türkiye siyasetindeki ağırlığının giderek arttığı düşünülürse, bu ilginin kıymeti daha iyi anlaşılır. * * * Seçim yaklaştı ya, Aleviler yine parti vitrinlerinde, ekranlarda, gazetelerde konuşmaya, konuşulmaya başladı. Aleviler hep "CHP'nin oy deposu" olarak görüldü. Ancak bu seçim farklı... CHP'nin söz verip çağırdığı bazı Alevi kökenli adayları arka plana itmesi, hele bazılarının yerine eski MHP'lileri getirmesi, Alevi örgütlerinde tepki yaratmış. Kafalar iyice karışmış. CHP'yi hâlâ "kötünün iyisi" görenler olsa da "Bunca yıl oy verdik de ne oldu? Başka çare arayalım" diyenler de çok... Kimisi bağımsız sol veya Alevi adaylara meylediyor, kimisi diğer partilerden medet umuyor. Alevilerin gündeminde de bu var: Sağda aniden zuhur eden "Alevi sempatisi..." Hele AKP'nin ve MHP'nin vitrine Alevi adaylar çıkarması, hayret verici bulunuyor. Daha önce de bu partilerin Alevi adayları oldu belki; ama "Alevilik vurgusuyla" ilan edilmeleri ilk kez oluyor. * * * MHP ve AKP'de boy gösteren Alevi adayları "yol düşkünü" diye aforoz edenler var. Onlara göre bu, "pazara kadar" sürecek bir işbirliği... Seçimin ertesi günü "vitrin süsleri" rafa kaldırılacak. Alevilerin özellikle İç Anadolu'da sağ partilere de çeşitli nedenlerle oy verdiği bir gerçekse de 22 Temmuz'da MHP ve AKP'ye kitlesel oy kayması beklenmiyor. Maraş'ı, Çorum'u, Tokat'ı, Sivas'ı yaşamış bir kesim, tek kimlikli bir siyaseti savunan MHP'ye ya da Sünni vurgulu İslamı dayatan AKP'ye oy vermez. Ama bu partilerin Alevi ilgisinin dikkate alınması gereken bir yanı da var. * * * MHP şimdi "Gelin canlar bir olalım" sloganını kullanıyor. O da herkes gibi merkezi gözüne kestiriyor; seçime doğru kitle partisi olmaya çalışıyor. Mezhebe dayalı yaklaşımların, kendi sınırlarını daralttığını fark ediyor. Açılım çabası biraz da bundan... Eğer Aleviler öyle olmadığını düşünüyorlarsa, bu "oyunu bozmak" ve MHP'yi samimiyet testine sokmak kendi ellerinde... Kendilerini davet edenlerden, Maraş, Sivas gibi katliamlara dair samimi bir özeleştiri beklemek, şoven politikalara, "Ya sev ya terk et" dayatmasına itiraz etmek, bu konularda siyaset değişikliği beklemek haklarıdır. MHP, çok kimlikli bir kültür yapısına uygun politikalar oluşturulması, zorunlu din derslerinin kaldırılması, Diyanet yönetiminde Alevilerin de yer alması, camilere tanınan avantajların cemevlerine de tanınması gibi taleplere sıcak bakacaksa, bu konuda cesaretlendirilmelidir. * * * Alevi-Bektaşi düşüncesinin Türkiye'nin aydınlanmasına katkısı göz önüne alındığında, bu ışığın toplumun tüm kesimlerine yayılması, tek bir partiye yığınak yapılarak kamplaşılmasından evladır. O yüzden Alevilerin, kendi ilkeleri doğrultusunda herkesle diyalog kapılarını açık tutması, hem demokratikleşme, hem toplumsal barış açısından önemlidir.
can.dundar@e-kolay.net
23:31 - 13/6/2007 - {1} -
|
Tanım
VATAN yuva demek ,yaşam özgürlük , hürriyet demek ,MİLLET birlik beraberlik içerisinde vatanı saydığı toprak üzerinde yaşayanlar demek , ASKER vatanın bütülüğünü birliğini , yaşayanlar adına koruyan demek ....BAYRAK vatanı ülke yapan , o ülkeyi temsil eden göklerin ,semahında dalgalanması gereken ülkeler arası simge demek..
( LAİKLİK ASLA DİNSİZLİK OLMADIĞI GİBİ,SAHTE DİNDARLIKLA MÜCADELE KAPISINI AÇTIĞI İÇİN ,HAKİKİ DİNDARLIĞIN GELİŞMESİ İMKANINI TEMİN ETMİŞTİR.LAİKLİĞİ DİNSİZLİKLE KARIŞTIRMAK İSTE
Ana Sayfa
 ORDUBEYİ ANASAYFAYA GERİ DÖN
RESİM ALANI WEB İÇİN KAYNAK MÜZİK PLEYIR YERLEŞTİRME ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DOĞAYA ZARARI ÖNLE DOSTELİ YARDIM DERNEĞİ siteniEĞLENCELİ HALE GETİR TÜKETİCİ KORUMA DERN AŞIK KEMALİ
Kategoriler
 ALKIŞLANACAK İŞLER
 you-tube ORDUBEYİ
 GAZETELER
 DOĞA ANA
 GENEL SAĞLIK
 HAYVANLAR ALEMİ
 POLİTİKA SİYASET
 İNSAN VE YAŞAM
 KOMİK
 ŞİİR
 EDEBİYAT
 TARİH VE OLAY
| ORDUBEYİ | | | | GEZBELLİ |
|